İçinde yaşadığımız görsel kültür hep güzel olanı ve gençligi kutsarken Pınar Yolaçan 'Faniler' serisi ile karşımıza yaşlı bedenlerle çıkıyor. Etten giysiler giyen bu kadınlar karşısında, hastalıgı, yaşlılıgı ve hatta ölümü tadıyormuş izlenimine kapılıyoruz. Neredeyse 'igrenç' buldugumuz vücudun iç organlarının, dışarıya yani deriye taşınması ile beraber dehşete düşüyoruz. "Sanatçı ürperti ve bulantı hallerini kullanarak hem duygusal hem de ironik bir sonuç yaratıyor." Bu portreler nasıl olur da ölüme bu kadar yakın dururlarken, bir o kadar da hiç ölmeyeceklermiş gibi güçlü ve kalıcı oldukları izlenimini verebiliyorlar? Bu da sanırım sanatçının yeteneği!



